|
Vahşi Köpekler Havlamaz, Evciller Neden Havlar? |
|
|
|
|
Yazar post1
|
Vahşi Köpekler Havlamaz, Evciller Neden Havlar?
Saat
sabahın altısı. Aynı köpek, alışılageldiği üzere yine mahalleyi ayağa
kaldırmaktadır. Öfkeyle köpeğin niçin havladığını kendi kendinize
soruyorsunuz. Ancak terliğinize uzanmadan önce durun ve bir kez daha bu
sesi dikkatlice dinleyin. Belki de köpek size bir şeyler anlatmaya
çalışıyordur.
Kimse
köpeklerin konuştuğunu iddia etmez. Ancak havlama ile insanların
konuşurken kullandığı akustik kalıbın arasında çok büyük bir benzerlik
olduğu görülüyor. Bu da şu anlama geliyor: İnsanlar, köpeklerle hiçbir
hayvan ile olmadığı kadar yakın bir ilişki kurar.
Son zamanlara
kadar hayvan davranışlarını inceleyen bilim adamları köpek havlamasını
gelişigüzel sesler veya bir heyecan ifadesi olarak değerlendiriyordu.
Bunun
nedeni vahşi köpek türünün (kurtlar, tilkiler, çakallar, kayot ve
benzerleri) haberleşmek için havlama yöntemine pek başvurmamalarıdır.
Gerçekten de bu hayvanlar, ağlar gibi ses çıkartmak veya ulumak gibi daha karmaşık bir vokal repertuara sahiptir.
Oysa
havlamak çok farklıdır. Yetişkin köpekler, saldırganlık ifadesinin
dışında nadiren havlarlar. Aslında genellikle yavru ve genç köpekler
oyun sırasında havlarlar.
Köpeklerin vahşi kuzenlerinden daha
fazla havlaması, evcilleştirme sırasında yavru köpek özelliklerinin
erişkin evreye taşındığı fikrine dayanıyordu.
Anlamlı havlama
Ancak
2000 yılında Almanya, Kiel'deki Christian-Albrechts Üniversitesi'nden
Dorit Feddersen-Petersen, havlamanın bir anlamı olup olmadığını test
etmeye karar verdi.
Avrupa'da yaşayan kurtların ve evcil
köpeklerin normal faaliyetleri sırasında çıkarttığı sesleri kaydetti.
Daha sonra bu sesleri uzunluk, frekans uzunlukları ve tonalite
açısından inceledi.
Kurt havlamaları genellikle kısa, hırlama
şeklinde ve atonaldi. Oysa köpek havlamaları armonik sesler ve değişik
uzunlukta frekanslar açısından daha değişkendi. Dahası, karakteristik
akustik özellikler, spesifik davranışlarla ilintiliydi.
Gürültülü, atonal havlamalar saldırganlık veya savunma içeren durumlar, sosyal güvensizlik ile ilgiliydi.
Oysa daha müzikal havlamalar pozitif sosyal ilişkilerde ortaya çıkıyordu.
İlginç deney
Bu
arada ABD'de, Davis'teki Kaliforniya Üniversitesi'nden Sophia Yin de,
varolan durumu sorgulamaya karar verdi. Yin, köpek havlamalarının
içinde bulunduğu duruma göre değiştiği inancındaydı.
Böyle 10
farklı durumda, 10 farklı köpek cinsi üzerinde, 4.600 adet köpeği denek
olarak inceledi. Bunların çıkarttığı sesleri analitik akustik testlere
tabi tuttu. Sonuçlar son derece dikkat çekiciydi.
Kapı ziline
alçak perdeden, sert ve genellikle hızlı tekrarlayan havlamalar eşlik
ederken, oyun oynama sırasında eşit olmayan aralıklarla çıkartılan,
yüksek perdeden, tonal sesler duyuluyordu.
Tek başına bırakılan köpekler yine yüksek perdeden ancak her seferinde bir kez çıkartılan kesik sesler ile havlıyordu.
Bu deney köpeklerin gelişigüzel sesler çıkartmadığını net bir şekilde ortaya çıkartıyordu.
Ancak
köpekler kiminle haberleşmeye çabalıyor? Bu soru Macaristan,
Budapeşte'deki Fötyös Lorand Üniversitesi'den Adam Miklosi ve
meslektaşlarını da ilgilendiriyordu.
Miklosi evcil
hayvanlardaki armonik tonlarının vahşi köpeklerde olmadığını ileri
sürüyor. Sonuçta, havlamanın köpekler ve insanlar arasında bir
haberleşme kanalı olarak evrimleşmiş olabileceğini düşünüyordu.
Bu
düşüncesini test etmek için Miklosi ve ekibi 10 köpek ve 90 insan
üzerinde bir deney gerçekleştirdi. Köpekler mudi denilen ve gürültülü
havlamasıyla tanınan bir Macar çoban köpeği idi.
İnsanlar üç
gruba ayrılmıştı. Bunlar mudi sahipleri, mudi dışında köpekleri olan
hayvan sahipleri ve hiç köpeği olmayan insanlardı. Araştırmacılar önce
7 farklı ortamda tutulan köpeklerin havlamalarını kaydetti.
Deneye
katılan insanlar bu sesleri 21 havlama klibi olarak saldırganlık,
korku, umutsuzluk, oyunculuk ve mutluluk açısından bir ölçek
çerçevesinde 1 ile 5 arasında değerlendirdiler. Bir sonraki aşamada
denekler her klibi uygun gördükleri 7 durum ile eşleştirdiler.
Sonuçlar dikkate değerdi. İnsanlar, çeşitli havlamaların duygusal anlamı konusunda güçlü bir görüş birliği içindeydi.
Ayrıca
bu farklı grupların, durum değerlendirmekte eşit bir başarı sergilemiş
olmaları, araştırmacıların iddialarını destekleyen bir diğer güçlü
bulguydu.
Bu da şans ve rastlantı ile açıklanamayacak kadar
önemli bir keşifti. Kısaca insanlar havlamaları yüzde 45'lik bir
doğruluk payı ile sınıflamayı başarmışlardı.
Miklosi'ye göre
köpeklerin iletmek isteği mesajı anlamak için köpeği tanımanız
gerekmez. Havlamanın duygusal içeriğinin sesten anlaşılabileceği
görülüyor.
Ekibin çıkarttığı sonuçlara göre her duygusal
havlama sınıfının kendine özgü tutarlı bir akustik kalıbı vardır.
'İnsanların bazı sesleri doğru algıladığı görülüyor' diye konuşan
Miklosi, 'Bunun nedeni bu sesleri öğrenmiş olmaları değil. Bunun
tümüyle biyolojik bir etki olduğunu düşünüyorum' diyor.
Bu görüş
eski, geleneksel görüşten tümüyle farklıdır. Ancak Yin'in açıkladığı
gibi fikirler hızla değişiyor. Öyle ki havlamanın gelişigüzel sesler
olduğunu iddia eden klasik görüştekiler bile düşüncelerinden bugün çark
etmiş durumda.
Sesle anlaşan memeliler
Bu arada insanlar spesifik bir havlamayı spesifik bir duygu ile nasıl bağdaştırıyor?
Bu
sorunun yanıtı memelilerin evriminde yatıyor. Modern memelilerin ortak
ataları küçük, geceleri dolaşmaya çıkan yaratıklardı. Bunlar
haberleşmek için görme yetisinden çok işitme duyusuna güveniyorlardı.
Sonuç
olarak memeliler bu ortak geçmişlerinden dolayı bazı seslere karşı
aşırı duyarlıdır. 'Memeliler, bazı akustik özelliklere genel olarak çok
duyarlıdır' diye konuşan New York, Ithaca'daki Cornell
Üniversitesi'nden psikolog Michael J. Owren, 'Özellikle ani, birden
yükselen sesler cevap vermek için istek uyandırır, uyarıcıdır ve dikkat
çeker' diyor.
İşte bu nedenle diğer memelilerin çıkarttığı
seslerden anlam çıkartmamızın nedeni budur. Ancak son yapılan bir
araştırma köpeklerle olan diyaloğumuzda başka bir karmaşık nokta daha
vardır. İronik olarak, bu konudaki bulgular kediler üzerinde yapılan
araştırmalardan elde edildi.
Yine Cornell Üniversitesi'nden
olan Nicholas Nicastro ve Owren'in birlikte yürüttükleri bir
araştırmada evcil kedilerin miyavlamalarında bulunan akustik bir
özellik, insanların ilgisini çekmek üzere ideal bir tonalite
içermektedir.
En yakın dost
Owren
ayrıca evcilleştirme sırasında kedi ve köpeklerin çıkarttıkları
seslerin insanları kendilerine bağlamak için hayvanlar tarafından
özellikle seçildiğinden kuşkulanıyor.
Ne var ki kediler insanların bu akustik eğiliminden köpekler kadar yararlanamaz.
New
Scientist, 12 Haziran 2004 tarihli yazıda şu noktaya dikkat çekiliyor:
Nicastro ve Owen insanların kedilerin miyavlamasını tercüme etmeyi
öğrenirken, aynı içsel anlayıştan yola çıkmadıklarını keşfetmişler.
Bunun en önemli nedeni kedilerin miyavlamalarında tutarlılığın olmaması
olabilir.
Diğer bir önemli fark da köpeklerin daha geniş bir
farklı ses repertuarına sahip dolmasıdır. Miklosi'ye göre ton, perde,
süre, havlamalar arasındaki aralıklar ve ses yükselliği açısından
köpekler daha geniş bir çeşitliliğe sahiptir.
Nedeni ne olursa
olsun, önemli olan insanların köpeklerin çıkarttığı seslerden anlam
çıkartabilmesi. Köpeklerin çıkarttığı sesler henüz gelişmiş bir dil
olmaktan çok uzak görünse de, insanların en yakın dostu olan köpeklerin
aptal bir hayvan olmadığı bir kez daha anlaşılmış oldu.
|
|
|
Bıdı
 Bu site BıdıBıdıBıdı'nın anısı için yapılmıştır. 10 Ocak 2008 de Büyükçekmecede kaybolan 10 Haziran 2006 doğumlu dişi bir Fransız Mastiff.
|