|
Petlerde Laktoz Hassasiyeti |
|
|
|
|
Yazar post1
|
Petlerde Laktoz Hassasiyeti
Laktoz
intoleransı süt veya süt ürünlerinin sindirilememesi olarak
tanımlanabilen bir sindirim sistemi problemidir. Şekillenmesinde laktaz
enziminin eksikliği yanında aşırı süt tüketimi ve diette yapılan ani
değişimlerde etkin bir rol oynar. İshal şekillenmesi ile karakterize
olan laktoz intoleransı özellikle sütten kesilme dönemindeki kedi ve
köpek yavrularında sık karşılaşılan bir durumdur.
Laktoz,
glukoz ile galaktozun biraraya gelerek oluşturduğu disakkarid türü bir
şekerdir. Süt şekeri olarak bilinen laktoz sindirim sisteminde laktaz
enzimi aracılığı ile parçalanarak sindirilebilir forma dönüşür. Laktaz
enziminin yetersizliği durumunda laktoz sindirilemez ve laktoz
intoleransı denilen durum şekillenir.
Yavru kedi ve köpeklerde
düşük miktarda laktaz enzim aktivitesi vardır. Diğer hayvanlarda olduğu
gibi sütten kesilme yaşında bu enzim pik seviyesinin %10'una kadar
düşer. Süt tüketiminin devam etmesi enzim aktivitesinin devamını
sağlamaz. Yavrunun süt içmesi sindirebileceğinden fazla laktoz almasına
ve sonucunda diare şekillenmesine sebep olur. İnek veya koyun sütündeki
% 4,5-5 laktoz oranı ile kıyaslandığında köpek sütü sadece % 3,1 kedi
sütü ise % 4,2 laktoz içerir. Bu nedenle özellikle öksüz kedi ve köpek
yavrularında inek veya koyun sütü verildiğinde şiddetli ishale neden
olur.
Ayrıca bazı sindirim sistemi hastalıkları da barsak
mukozasının normal yapısını bozarak sekunder laktaz eksikliğine neden
olabilir. Örneğin akut gasroenteritis, giardiasis ya da ascariasis gibi
parazit hastalıklarında da böyle bir durum söz konusu olabilir. Bunun
yanısıra anomali olarak ortaya çıkan ve doğmasal nedenlerden
kaynaklanan laktaz eksikliği de söz konusu olmakla birlikte bu oldukça
nadir gelişen bir durumdur.
Belirtiler laktoz içeren besinleri
aldıktan sonra kısa sürede ortaya çıkar. Eğer barsaklarda laktaz
aktivitesi yoksa ya da düşükse sindirilmeden kalan laktoz ,osmotik
dengeyi bozarak barsak içinde sıvı ve elektrolit birikmesine neden
olur. Genişleyen barsaklarda hareketlilik artar ve ishal ortaya çıkar.
Öte yandan serbest halde yıkılmadan kalın barsaklara ulaşan laktoz
buradaki bakteriler tarafından fermentasyona uğrar ve ortaya hidrojen
gazı çıkar. Fazla miktardaki hidrojen hem ishali arttırır hem de gaz ve
şişkinlik başta olmak üzere diğer sindirim sistemi belirtilerine neden
olur.
Süt proteini, veya kazein laktoz intoleransı olan
hayvanlar için bile son derece yararlı bir protein kaynağıdır. Kedi ve
köpekler için biyolojik değeri (78) sığır eti ile benzer değerdedir.
Methionine, kazeinde düşük bulunan amino asit eklendiğinde ise yumurta
ile aynı biyolojik değere (100) sahip olur. Laktozun uzaklaştırıldığı
veya bir kısmının bakteriler tarafından hidrolize olduğu süt
ürünlerinden yoğurt ve peynir genellikle tolore edilebilir.
Sütü
kaynatmak gibi proteini bağlayan işlemler, veya yağ içeriğinin düşük
olduğu diet sütlerin kullanılması laktoz intolarensını engellemez çünkü
sütün laktoz içeriği sabit kalmaktadır. Pastörize yoğurt, kültür
edilmiş süt (tereyağ), tatlı veya fermente olmamış sütler de yararlı
değildir.
Yapılan çalışmalar sonucunda, herhangi bir nedenden
kaynaklanan diare problemi olan genç hayvanlarda sütün besleyici
değerinden yararlanabilmek için ya beta-galaktosidase ile işlem görmüş
olması veya pastörize edilmemiş (bakteriyel fermentasyonun
gerçekleştiği) yoğurt kullanılması gerektiği görülmüştür.
Diare
problemi olan tüm hayvanların dietinden fermente olmamış laktoz içeren
sütler çıkarılmalıdır. Laktozca zengin gıdaların başında süt, peynir,
yoğurt yer alır. Ancak yoğurt içindeki bakterilerin laktozu parçalaması
nedeniyle diğer süt ürünlerine oranla daha az probleme neden olur.
Laktoz
intoleransının teşhisi genelde klinik bulgular ile konur. Bunun için en
basit yöntem birkaç gün süreyle laktoz içeren besinlerden uzak
durulmasıdır. Daha sonra bir miktar süt verildiğinde belirtiler tekrar
görülüyorsa laktoz intoleransı var demektir.
Kesin bir teşhis
için laboratuvar incelemelerinin yapılması gerekir. Bu amaçla açlık kan
şekeri ölçüldükten sonra laktoz içeren sıvı içirilir ve daha sonra
birkaç kez kan şekeri ölçümü yapılır. Eğer kan şekeri yükseliyorsa
laktoz intoleransı yok demektir. Laktoz tolerans testi olarak bilinen
bu test dışında bağırsaklardan biopsi yöntemi ile enzim seviyesinin
tespiti de yapılabilir.
Ancak laktozun dietten uzaklaştırılması
etkin bir tedavi yöntemi olarak da işlev gördüğünden veteriner
hekimlikte pratik olarak kullanılan yöntem, bir süre sütün verilmemesi
ve klinik belirtilerin gözlemlenmesi yöntemidir.
Sonuç olarak
laktoz intoleransı genelde rahatsızlık verici bir durum olmakla beraber
hayati bir tehdit oluşturmaz. Süt ürünlerinin kesilmesi ile belirtiler
kısa sürede kaybolur.
|