|
Yazar post1
|
Petlerde Kan Grupları
Kanın
temel öğelerinden olan alyuvarların yüzeyinde yüksek sayıda protein ve
kompleks karbonhidrat antijenleri bulunur. Bazı antijenler bütün
türlere ait bireylerin alyuvarlarında bulunurken, bazı antijenler ise
genetik olarak ayrılır ve bir türe ait tüm bireylerden bir kısmında
bulunur. Farklı kan gruplarının oluşumuda bu antijenlere bağlıdır.
İnsanlarda kan grubu antijenlerinin sayısı 600 den fazladır.
Hayvanlarda ise kan grubu her tür için farklı olduğu gibi, kan grubu
faktörleri de insanlardan daha fazladır.
Kan gruplarının
bireysel kromozomal lokusları (bölge,yerleşim) ve her lokusta iki veya
daha çok sayıda allelgenleri (kalıtsal varyasyon için sorumlu genler)
bulunur.
Kan grupları, alyuvarların yüzeyinde bulunan farklı
antijenlerin glikolipid ve glikoproteinlerin karbonhidratlar ile
bileşiminden veya diğer kan gruplarının antijenik belirleyicileri için
membran proteinlerinin amino asit sıralamasının yapılmasına göre tespit
edilir. Kısaca kan grupları izoantijenlerin (benzer antijenler
serolojik olarak tespit edilmesi esasına dayanır ve iki yöntemle
bulunur. Kan grubu izoantijenlerinin tespiti için kullanılan bu
yöntemler pratikte aglutinasyon (çökme) ve hemoliz (erime) testleri
olarak adlandırılır. Eritrositlerin yüzeyindeki antijenlerin, ortamda
bulunan özgül antikorlarla birleşerek gözle görülebilecek kümeler
oluşturması hemaglutinasyon olarak adlandırılmaktadır.
Evcil
hayvanlarda kan grupları en fazla at ve sığırlarda tespit edilmiştir.
At ve sığırların damızlık seçiminin yapılması ekonomik önem
taşıdığından bu iki türe ait çalışmalar daha geniş çaplı olarak
yapılmaktadır. Örneğin sığırlarda 11 kan grubu ve çok sayıda (51-70
adet) kan grubu faktörü bulunur. Sığırlarda faktörlerin değişik
kombinasyonları yapıldığında 2 trilyonun üzerinde kan tipi
bulunuabilir. Hayvanlarda kan gruplarının tespitinde kullanılan pratik
testlerin olmaması yanında faktörlerin sayısının fazlalığı nedeniyle
maliyetli bir araştırma olduğundan günümüzde kan grubu tayini pek fazla
yapılmamaktadır. Buna karşın kedi ve köpeklerde kan grubu tespiti
çoğunlukla kan transfüzyonunun gerektiği durumlarda önem kazanmaktadır.
Bütün
türler için kan transfüzyonlarında ve hemolitik anemi gibi kan
hastalıklarında izoantijenler (benzer anjenler) büyük önem taşır.
İzoantijenler değişkendir. Bir çoğu yüksek titrede antikor oluşturmaz
veya normal vücut ısısında aktive olmayan antikorlar oluşturur.
Hayvanlarda hayati tehlike yaratacak kadar önemli bir hemolitik
hastalığa neden olan çok az sayıda izoantijen bulunur. Bunlar,
köpeklerde DEA-1.1 ve DEA-1.2, kedilerde AB, atlarda Aa ve Qa,
domuzlarda A ve E izoantijenleridir ve çok ender rastlanır. Bu nedenle
de özellikle kedi ve köpeklerde, kan gruplarının tayini kan
transfüzyonlarının dışında büyük önem taşımaz.
Veteriner
hekimlikte kan transfüzyonunun gerektiği durumlarda potansiyel
vericilerden kan örneği alarak klinik önemi olan izoantijenlerin
(köpeklerde DEA 1.1-1.2, kedilerde AB gibi) tespit edilmesi ve sonucu
negatif olan vericinin kullanılması pratik olarak en uygun yöntemdir.
Ancak laboratuvar incelemesi için uygun zamanın olmadığı acil
durumlarda aynı ırk bireyler arasında transfüzyonun yapılması riski
azaltacağından tercih edilen bir yöntem olabilir. Örneğin Boxer ırkı
bir köpeğe başka bir Boxer’den kan transfüzyonu yapmak çok daha uygun
netice verecektir.
Kedilerde ise immun ilişkili bir hastalığın
varlığında genellikle AB grubu araştırılır. Çünkü kedilerde nadir
görülen ve immun hastalıklara neden olan AB izoantijenidir. Amerika’da
yapılan bir araştırmaya göre kedilerde yaklaşık olarak % 45 B, % 55 A
gruplarına rastlanmıştır. Bu araştırmanın sonucuna göre A ve B
gruplarının sıklıkla görüldüğü ırklar da farklılıklar göstermiştir.
Örneğin, B grubu kana Siamese ve melezleri, Burmese, Tonkinese ve
Russian Blue ırklarında hiç rastlanmazken, % 1-10 oranında Main Coon ve
Norwegian Forest, % 10-20 oranında Abyssinian, Birman, Persian, Somali,
Sphinx, Scottish Fold, %20- 45 oranında Exotic Shorthair, British
Shorthair, Cornish ve Devon Rex ırklarında rastlanmıştır. Bilinen diğer
ırklarda ise % 55 oranında A tipi kan tespit edilmiştir.
Veteriner
hekimlikte kan gruplarının tayininin önem taşıdığı konulardan biride
neonatal izoeritrolizis (anne karnındaki fötusta gelişen eritrosit
yıkımı) vakalarının önlenebilmesidir. Bu durum genellikle daha önceden
neonatal eritrolizis gelişen dişilerde çiftleşmeden önce yapılarak
uygun olan bireyle çiftleştirilmek suretiyle azaltılabilir veya
önlenebilir.
Hayvanlarda kan uyum testleri alıcı ve verici kan
serumunda hemaglutine (çökelten) ve hemolize (eriten) edici
antikorların varlığını tespit amacına dayanır. Bu işlem major ve minor
olarak iki yöntemle yapılır.
Major test, alıcının serumunda
vericinin eritrositini bağlayan antikorun varlığını belirlemek, minor
test ise, vericinin serumunda, alıcının eritrositine karşı oluşan
antikorların varlığını tespit için uygulanır.
Kan uyum
testlerinin doğruluğunu etkileyen bazı faktörler vardır ki bunlardan en
önemlileri kan örneğinde otoaglutinasyon veya şiddetli bir hemolizin
varlığıdır. Bu durumlarda alınan uyum sonuçları yanıltıcı olabilir.
Bunun yanısıra uyum testlerinde aglutinasyon veya hemoliz olmaması
alıcı ve vericinin benzer kan tipine sahip olmadığı anlamına gelmez. Bu
durum sadece kanda bir antikor olmadığını gösterir (insanlarda ki Rh
negatif durumu gibi) ve transfüzyon işleminde akut hemoliz riskini
azaltır. Ancak önemli izoantijenlerin farklılığı söz konusu olabilir.
Böyle bir durumda da transfüzyondan bir süre sonra reaksiyon oluşması
söz konusu olabilir ki buda geç reaksiyon olarak adlandırılır. Geç
reaksiyon şekillenen durumlarda kısa süreli bir yarar sağlanmakla
birlikte vericinin alyuvarlarına karşı oluşan antikorlar nedeniyle
hastaya transfüzyon ile verilen kandaki eritrositler fagosite olur ve
ortadan kalkar. Daha sonrada uyumsuzluk reaksiyonları şekilenir.
İnsanlarda
eritrosit antijen ve antikor reaksiyonlarının (uyumluluk)
belirlenmesinde RIA (Radioimmun assay), EIA (Enzymeimmun assay) de
dahil olmak üzere çok sayıda yöntem mevcuttur. Ancak bu yöntemlerin
hayvanlarda uygulanabilirliği pratik olmadığından yine insanlarda da
kullanılan çapraz karşılaştırma yöntemi uygulanılır.
|