|
Köpeklerde Kulak Hastalıkları |
|
|
|
|
Yazar post1
|
Köpeklerde Kulak Hastalıkları
Köpeklerde
ırklara göre farklı kulak şekilleri görülmektedir. Dik kulaklı, sarkık
kulaklı, küçük veya büyük kulaklı ırklar yanında kulak kepçesi tüylerle
kaplı olanlar veya tüysüz olanlar gibi yüzlerce ırk söz konusudur. Tüm
bu şekil farklılıklarına karşın anatomik olarak tüm köpeklerin kulak
yapısı aynıdır.
Kulak kepçesi, dış kulak yolu, kulak zarı, orta
kulak ve iç kulaktan oluşan bu yapının tümü işitme sistemi olarak
adlandırılır. Kulağın temel işlevi olan işitme fonksiyonu yanında, iç
kulakta yer alan denge öğeleri bu organın önemini bir kat daha
artırmaktadır.
Köpeklerde kulak ile ilgili problemler kedilere
oranla çok fazla görülür. Bunun nedeni kulağın anatomik yapısının
farklılığıdır. Kedilerde kısa ve düz olan kulak kanalı köpeklerde uzun
ve dirsekli bir yapıdadır. Bu nedenle içten dışa geçiş (kulak
salgılarının akışı) zor olduğu gibi, pisi otu ve benzeri yabancı
cisimlerin kanaldan geçmesi durumunda erişilmeside bir o kadar zor
olmaktadır.
Köpeklerde görülen kulak hastalıklarının başında
enfeksiyonlar gelir. Enfeksiyona neden olan etkenler çok çeşitlidir.
Pisi otu ve benzeri yabancı cisimler, kene, uyuz gibi paraziter
nedenler, bakteriler, allerjik nedenler, kulak salgısının dışarı
çıkışına engel olan tümör ve papillomlar, kanalın daralmasına neden
olan etkenler ve kanalı kaplayan tüyler gibi pek çok nedenle kulak
enfeksiyonları gelişebilir.
Enfeksiyon etkeni olan bakteriler
kulak yolunda daima bulunur. Ancak bu bakterilerin enfeksiyona neden
olması için uygun ortamı bulmaları gerekir. Bu durum ise kulakta
ventilasyonun yetersiz oluşuyla doğrudan ilgilidir. Örneğin pisi otu,
buğday başakları, kıymık vb.yabancı cisimler kulak kanalında öncelikle
irkiltiye neden olur. Daha sonra oluşan kaşıntı, tahriş ve doku hasarı
kanalda yangısel olayları başlatır. Yangıya bağlı olarak oluşan
döküntüler, kulak salgısı ve kirler yabancı cisimle birleşerek kanalın
tıkanmasına neden olur ki, bu kapalı ortam bakterilerin üremesine
olanak verdiğinden enfeksiyonun başlaması da oldukça kolaylaşır.
Paraziter
etkenler ve allerjik nedenler de yine kanalda tahriş, kaşıntı ve
yangıya yol açarak kanalın tıkanmasına ve dolayısıyla enfeksiyona sebep
olurlar.
Kulak kanalında normal olarak bulunan bu bakteriler
yanında kanalda yerleşerek kulak enfeksiyonlarına neden olan patojen
bakteriler de vardır. Bunlardan sık görülenleri Staphylococcus ve
Pseudomonas türü bakterilerdir. Özellikle Pseudomonas aeruginosa türü
bakteriler sadece özel bir grup antibiyotige karşı duyarlı olup diğer
medikal tedavilere direnç göstererek, nükseden kulak enfeksiyonlarına
neden olurlar. Bu enfeksiyonlar uzun süreli ve ilerleyici
enfeksiyonlardır. Tedavide gecikildiğinde orta kulak ve iç kulağa kadar
yayılarak sağırlık, denge bozuklukları ve yürüyüş bozuklukları gibi
ciddi problemlere neden olabilir.
Dış kulak kanalında patojen
bakterilere bağlı olmadan gelişen enfeksiyonun (otitis externa)
yayılması ve orta kulakta enfeksiyonun (otitis media) şekillenmeside
söz konusu olabilir. Enfeksiyonun ilerleyişi sırasında kulak zarında da
hasar şekillenebileceği gibi buna bağlı olarak işitme kaybı da
görülebilir.
Ayrıca kulak kanalında gelişen enfeksiyona bağlı
olarak, enfeksiyöz nitelikte olmayan bir çok kulak rahatsızlığı da
görülebilir. Örneğin enfeksiyon nedeniyle oluşan kaşıntı, başın sürekli
sallanmasına, kulağın sert yerlere sürülmesine buna bağlı olarakta
kulak kepçesinde ki kan damarlarının zarar görmesine ve hematom
şekillenmesine de neden olabilir.
Yine kulaktaki kaşıntıya
bağlı olarak kulak kepçesinde yaralanmalar şekillenebilir. Bazen
kaşıntının şiddetine bağlı olarak geniş doku kayıplı yaralar hatta
ülserler dahi şekillenebilir. Özellikle uyuz gibi paraziter bir etkene
bağlı olarak görülen kaşıntılar şiddetlidir. Bu nedenle ayakları ile
kaşınma ihtiyacı duyarlar. Kulak derisinde etkene bağlı olan hassasiyet
ve gelişen dermatitis odakları bu tırnak darbeleriyle kolayca kanayan
açık yaralar haline dönüşebilir.
Bazı kulak hastalıklarında
görülen en spesifik belirti ( örneğin kulağa pisi otu kaçması ), başın
hasta kulak tarafına doğru eğik tutulmasıdır. Başın sürekli sallanması
ve kaşıntıda bir okadar spesifik bulgulardır. Ancak bu belirtiler tüm
kulak hastalıklarında görülmez. Örneğin otitis media'nın geliştiği
durumlarda kaşıntı değil ağrı spesifiktir ve kulağına dokunulmasını
istemez.
Orta kulakta şekillenen iltihaplanmalar özellikle de
uzun süren kronik durumlar iç kulağın ve dolayısı ile denge ile ilgili
merkezin etkilenmesine neden olabileceğinden önem taşır. Denge
merkezinin etkilendiği durumlarda köpeklerde görülen belirtiler,
sinirsel kökenli bulgulara benzer. Sallantılı ve dengesiz yürüme,
boyunun eğri tutulması, nystagmus gibi belirtiler yanında yüz
sinirlerinde kontrolsüzlük ve sağırlık gibi belirtilerde görülebilir.
Kulak
hastalıkları özellikle Cocker gibi uzun kulaklı köpeklerde bir ırk
hastalığı olarak görülebilir. Bazı ırklarda kulak kanalının ventilasyon
yetersizliği dışında kulak hastalıklarına yatkınlıkta söz konusu
olabilir. Örneğin Golden retriever, dalmatian, ingiliz buldog ırkı
köpeklerde allerjik bünyelerine bağlı olarak dış kulak yolu yangıları
daha sık görülür.
Kulak hastalıklarının özellikle yatkınlığı
olan ırklarda koruyucu önlemlerini almak gerekir. Bu amaçla haftada bir
kulak temizliğini yapmak, kulak yolunda biriken kirleri ve uzamış
tüyleri almak faydalıdır. Böylece kulak yolunda gerekli ventilasyon
sağlanacağından enfeksiyon oluşumu da büyük ölçüde önlenmiş olacaktır.
Kulak
hastalıklarının tedavisi çoğunlukla semptomatiktir. Ancak tedavide
genel amaç kulak kanalının temiz ve açık tutulmasıdır. Bu da rutin
olarak yapılan kulak temizlikleri ile sağlanılabilir. Bu temizliğin
veteriner hekim tarafından yapılması gerekir. Çünkü kulağın dirsekli
yapısı iç bölümlere ulaşılmasına izin vermeyeceğinden evde yapılan
temizlikler daha yüzeysel olacaktır.
Enfeksiyon odağı tamamen
tedavi edilmediği sürece enfeksiyon sürekli nüksederek yayılacağından
daha ciddi sorunlara yol açabilir. Enfeksiyonun orta veya iç kulağa
yayıldığı durumlarda medikal tedavilerle sonuç almak bazen
imkansızlaşabilir. Böyle bir durumda operatif olarak kulak kanalının
açılması gerekebilileceği gibi bazı durumlarda kanalın tamamen
çıkarılması da gerekebilir.
İşitme ve denge gibi önemli bir
işlevi olan kulak, enfeksiyonlara karşı duyarlı olduğundan ve nüksler
nedeniyle uzun süreli tedaviler gerekebileceğinden erken müdahale ve
koruyucu temizlikler kulak hastalıklarında büyük önem taşır.
|